20..

19 her şeye rağmen güzeldin. Ben sende fark ettim, geçmişi gelecekten daha çok sevdiğimi, her gün biraz daha çok eskiye olan özlemimin arttığını. Şimdi ise 20 oldum, bundan tam 9 yıl önceye gidebilseydik kendime o yaşının kıymetini bil iple çektiğin o 20. Yaşına nasıl geleceğini asla anlayamayacaksın derdim. Eskisi gibi büyütemiyorum 20. Yaşımı gözümde, çokta büyütülesi bir şey değilmiş herkesin de dediği gibi sadece bir sayı. Peki sen bu yaşa gelinceye kadar ne yaptın? Eskileri çok fazla hatırlayamıyorum artık bu beni ne kadar çok üzsede içimde, hayalimde azaldılar. Yakın zamana bakacak olursak çok çabaladığımı hatırlıyorum, kendime; bakabilmek, büyütebilmek ve geliştirebilmek için çok çabaladığımı. İlk ne zaman mı? bunu kendimde gördüm diye soracak olursanız, o çok gitmek istediğim İstanbul da derdim hatırlıyorum güzel bir histi hatırladıkça yüzümü güldürüyor hala. Gülmek; her zaman her şeye gülebilmek çok istedim mesela başarabildin mi? Diye soracak olursanız tam anlamıyla başardım diyemem çünkü daha ağlamayı tam anlamıyla öğrenemedim. Gülmek biraz zaman alacak. 17. Yaşımı çok sevmiştim birçok şey öğretti bana; arkadaşlığı, sevgiyi, hiç tatmadığım o duyguları derken 18 geldi kendi kendime bakabileceğimi öğretti bana ve 19 19 ise bir şeyi ne kadar çok istersem o kadar yakın olabileceğimi öğretti 19 sen güzeldin yaşadıklarım, yaşattıkların için teşekkür ederim. Şimdi ise o yıllardır beklediğim 20. Yaşım, heyecanlıyım senin için. Bana neler öğreteceksin, nelerle büyüteceksin. Büyüteceksin derken.. yaşlılık biraz korkuttu beni kolumda ki o yeni çıkan beni görmek korkuttu beni. Annem hep derdi; ‘yaş aldıkça benim gibi benlerin çıkacak’. Gülerdim. Şimdi ise korku kapladı içimi çünkü yıllar geçiyorken ben bu hayattan her istediğimi yapabildim mi? Kendime bir not yada not değil notlar bir kere okunup unutulur, kendime bir tavsiye aynaya baktığında kendi kurduğun hayatın izlerini görebiliyorsan mutluluğu yakaladın demektir o yüzden hayatı getirdikleriyle yaşa, sarıl hayatının buna ihtiyacı var. Ve günün birinde de hala geçmişi sevmeye devam edersen orda kalmana izin vereceğim, geleceğin hep yanında olacak çünkü. Mutlu yıllar:)

Hatırlamak

Bugünü unutmak istemezdim, hatırlamak isterdim. hatırlamak, üzer mi insanı ? Hatırlamamaktan iyidir. Bugün yüzümü güldüren bir güneş oldu, bir çiçek oldu, bir kitap oldu.Kitaplar iyidir. Düşündüm, çok düşündüm unutmak bir kenara bırakıp umursamazlıkları oynamak mıdır? Yoksa her zerresine kadar yaşayıp kabullenip yola devam etmek midir? Ben çok oynadım umursamazlıkları, oynadıkça umursar oldum, umursadıkça her zerresini yaşadım kabullendim yoluma devam ettim. Bu yol iyidir. Eğer gözleriniz kapalı bir şekilde bu yola başlasaydınız hatırlamam mümkün olmazdı, göremeden bilemezsiniz ne kadar ilerlediğinizi. Şu an bulunduğunuz noktadan memnunsanız hatırladıklarınız sayesindedir. Hatırlamak iyidir.

Alışılmışlıklar

Alışılmışlıkların dışına çıkmak zordur. Kendimiz olmaktan daha çok, alışılmışlıklar vardır çerçevemizde. Kimin ne dediği önemli gelir bize kendi isteklerimizi, kimliğimizi bir kenara atarız, kolaymış gibi de yaşamaya çalışırız bizim olmayan o hayatta. Gerçekten sen kimsin, ne istiyorsunuz bu hayattan?

En son ne zaman kendiniz için bir dergi okudunuz, dans ettiniz, güneşin doğuşunu izlediniz ya da ne zaman hiçbir şey yapmadan öylece kendi sessizliğinizle konuştunuz. Eğer şu an bu yazımı okuyorsanız perdenizi hafifçe aralayıp pencerenizi açın ve o güzel havayı içinize çekin, gülümseyin.Bir defalığına alışılmışlıkları kıracağım kendim alacağım diyebilin, hayat olduğu gibi gelsin. İyi bir insan olmak; iyiliği görünür hale getirmek midir? Yoksa görünenin arkasındakini fark etmek midir? Görünenin arkadında ne var bilmiyorum ama öğrenecek çok şey var yolun başı bile değilken kendimizi bulmak için harika bir zaman. Siz şu an varsınız ve göründüğünden de fazlasınız, fazlalıklarınız size ağırlık değil, kendinize çizeceğiniz bu yolda, yolu belirleyiciler olsun. Unutmayın arada kaybolmakta güzeldir.;)

Başarısızlığa dair

Dünya üzerinde başarılı olduğunu düşünmeyen birçok insan vardır, bu cümleme nesnel açıdan bakmanızı tavsiye ederim biraz araştırma sonrasında bunun farkına sizde varacaksınız. Ama başarılı olabilmen için önce başarısızlığı tatmak gerekiyor. Psikiyatrist jung;”iyi bir şifacı yaralı olmalıdır”. Yarası olmayan şifacı “iyileştirici olamaz” der”. “ sana büyük acılar vereceğim, çünkü senin büyük sevinçler yaşamanı istiyorum”. Diye ekler. Sizlerde şu an başarısızlığın en dibindeyseniz çok şanslısınız çünkü büyük başarılar yaşacaksınız.

Burada önemli olanda günün sonunda ne kadar başarılı olduğunuza değilde, başarısızlığa dair ne kadar çok şey öğrendiğinize bakın. Şunuda unutmayın başarıyı bir kere yakalarsanız ikincisini yakalamak daha kolay olacaktır. Ve bir gün başardım diye bilmen için bugün ki başarısızlığının tadını çıkar ve ona başarıların için teşekkür et.

Hep Bir Olasılık

Olasılık; bir şeyin olabileceği inancını veren görüş, olabilme durumu anlamına gelirken, felsefeciler için o zamana değin yapılan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi ama yine de tam bir kesinliği bulunmaması anlamına gelir.

Bakıldığında hayat olasılıklardan ibaret değil midir? Hep bir şeylerin olması cabasındayız, inancındayız ama bu inancımız kesinlik olmadan yapılan inantır. Olacağı kesin olsa bu çabalarımız olur muydu? o da ayrı bi soru, bu yüzden geleceğimi hiçbir zaman bilmek istemedim. Tadını bildiğiniz bir yemek sizde merak uyandırmaz ama tadını bilmediğiniz yemeği yemek için can atarsınız, hayat içinde böyle düşünün olacakları bilmeden yaşayın ki hayatın tadına varabilesiniz. Bazı şeylerde içimizde ki umut yetiyor bizi ayakta tutan şey o oluyor. Umudunu kaybeden bir insanın hayattan beklentisi ne olursa olsun istediğini alamaz ortaya koyabileceği bir çabası yoktur çünkü. Hayat onun için çabalanmasını sever. Sende hayatını sevebilmek için çabala ki olasılıklar var oluşların üzerine kurulsun.

İstanbul’landık

Vuruldum işte bir İstanbul’a.. Bir Pazar sabahı o güzel kahvaltıya uyandığımda arkada çalan bir program müziğinde vuruldum işte bir İstanbul’a. Eski zamanların tadına vardığımda, tarihi içime çektiğimde belki de ceviz ağacını öğrendiğimde vuruldum işte bir İstanbul’a. Yasemin kokusunu duyduğum o güzel bahçede kahvemi yudumlarken vuruldum işte bir İstanbul’a. Geceleri sevmeye başlayınca geceleri kendim olduğumda vuruldum işte bir İstanbul’a. Hayallerim peşinden gitmeye başladığımda vuruldum işte bir İstanbul’a. Her can yakan olayların ardından güçlü durmam gerektiğini öğrendiğimde vuruldum işte bir İstanbul’a. Çocukluğumun bana getirdikleriyle vuruldum bir İstanbul’a. Yaşamak istediğim hayatın peşinden giderken karşıma çıkan o yazdan vuruldum işte bir İstanbul’a.

İçinde ki sen


Değişmek gerçekten bu kadar kolay mı?
Bir süredir değişime nasıl başlanır, nasıl ilk adım atılır sorusu üzerinde düşünüyordum. Düşüncelerimin anlam bulması bir heykel üzerinden olacağını hiç aklıma gelmezdi; Michelangela’nın yapmış olduğu heykel. Heykelin çok beğenilmesi üzerine gelen sorularda; “nasıl oldu da bu kadar gerçekçi yapabildiniz” Sorusuydu;
Michelangela’nın cevabı ise;”Bu düşünceler zaten taşta var ben üzerindeki fazlalıkları aldım..” bakıldığında o kadar güzel bir cevap ki, değişim dediğimiz o şey fiziksel yada yeni aldığımız bir kıyafetle olmuyor. Değişim, derinlerdeki kendine ulaşıp onu ortaya koymaktır. Kendine giden yolda kendini bulmak gibi. Köklü bir değişimde tek ihtiyacın olan şey budur. Görsellik gelip geçici önemli olan içindeki senin varlığın.

Bir küçük iyilik

İyilik yaparsan iyilik bulursun. Bir dileğim vardı ve gerçekleşti.

onun olmasını o kadar çok istedim ki evrene olacağına dair hep mesaj gönderdim . Asılda hep böyle yapmalıyız bir şey ne kadar çok istersen her geçen gün olacağına daha da çok inanmalısın. Olumsuzlukları kafandan atıp olumlu düşünüp bunun üstüne yoğunlaşmalıyız. Bu duruma tecrübe ettikçe ulaşırsınız başta zorlanabilirsiniz olmayacağı kuşkusu olur içinizde ama gönlünüzü ne kadar ferah tutup olumlu olmaya çalışırsanız sonuca o kadar yakın olursunuz.Bekli de dileğimizin olmasının bir nedeni de yaptığımız iyiliklerdir, onlar bize olan teşekkürlerini böyle veriyorlardır. Bunu bi düşünün bakalım yaptığınız iyiliğin arkasından bir dileğiniz gerçekleşti mi hiç? Eğer cevabınız evet ise dileğinizi çok istemenizin yanında yaptığız iyiliklerin bi getiridire bu. ne mutlu size iyilik sayesinde hep kazanacaksınız.

Benim Yolum da

Bazı şeylerin bittiğini kabullenmek zordur, farkına varamazsın sen o güzel günleri yaşarken ki mutluluğu, bittiğinde anlarsın değerini takılı kalırsın sonra o günlerinde, en ufak bir şeyde ararsın aslında bilirsin de eskisi gibi olamayacağını ama kabullenmek istemezsin işine gelmez yeni bir sayfa açmak kolay değildir. Yeniliğe alışman, çabalaman, yorman gerekir kendi. Ama hayat bir yerde devam ediyor seni bekleyen güzel günler var. Bu yaşadıklarından ders çıkarıp artık geçmişe değil önüne bakıp devam etmen gerekir. Her gününü öylesine doya doya yaşa ki içinde keşke diyebileceğin hiçbir şey kalmasın hep mutlu olmayı öğren, bu hiç üzülmeyeceğin anlamına da gelmez ama yeri geldiğinde o duygularıda yaşa ki mutluluğunun kıymetini bil. Unutma sen senin için değerlisin.